08 Ekim 2009 Perşembe

Götümüz Açıkta Geziyoruz

Fablamaca'dan bomba gibi bir fotoğraf dizisi:
"Götümüz Açıkta Geziyoruz"
(Over Exposed)

(English readers! Follow this color!)

Yeni jenerasyonun gözdesi düşük bel pantolonların, içlerinde bulunan kişiler ayakta dururken sergiledikleri görsel başarılarının yanı sıra, 'genelde oturan' insanoğlunu ne gibi komik hallere düşürdüğünü gözler önüne seren, ironik bir çalışma "Götümüz Açıkta Geziyoruz".

(Dear English Readers. This is a photo collection which I call "Over Exposed". As you can see it tries to show people in some "funny" situations. But while it does that, it shows the irony between looking good, feeling comfortable and being "over exposed". It is a roughly observation on recent clothing habbits. It is for fun and we're hoping that you'll have as much fun as we did. Enjoy the collection and please go to the poll after watching the photos to vote for the best. The poll can be found in the top right corner of the page. Thanks!)

Fablamaca tarafında konuyla dalga geçiliyormuş gibi gözükse de olayın aslında ne kadar ciddi olduğunu, insanların iyi görünebilmek uğruna ne gibi komik hallere düştüklerini göstermek başından beri projenin temel amacı olmuştur. Burada karşıt olunan düşük bel pantolonlar değildir. Aslında karşı olunan bir durum da yoktur. Bu proje masum (!) bir gözlemdir ve izleyenlerin en az Fablamaca ekibinin keyif aldığı kadar keyif aldıklarını görmek tek hedeftir.

Bütün bunların yanı sıra durumun pantolonla sınırlı olmadığını gösteren örnek bir fotoğraf da serinin içinde görülebilir. Projenin ilk fotoğrafının çekildiği 28 Şubat 2009 tarihinden bu yana yaptığımız gözlemde insanların çoğunlukla bu durumdan zevk aldıkları, "çatal"ın gösterilmesinin kişinin kendisini seksi yada ona yakın bir mertebede hissetmesine sebep olduğu görülmüştür. Siz de fotoğrafları izlerken kişilerin nasıl bu duruma farketmeden (!) düştüklerini sorgulayabilir, kendinize "seksi görünüp görünmediklerini" sorabilirsiniz.

Ayrıca fotoğrafların altında 1'den 14'e kadar numaraları bulunmakta. Fotoğrafları izledikten sonra sağ üst köşedeki anket edevatından yararlanarak fotoğrafları oylayabilir, en başarılı "pozisyonu" seçmeme yardımcı olabilirsiniz!

(Fotoğraflara tıkladığınızda onları orjinal büyüklüklerinde, "tüm ayrıntılarıyla" görebilirsiniz.)
(Click on the pictures to display them in original size to see "all details".)


İYİ SEYİRLER!

GÖTÜMÜZ AÇIKTA GEZİYORUZ
(OVER EXPOSED)

(1)
28.02.2009 / 16:45 / Buckhingam Sarayı - Seriyi başlatan özel bir fotoğraf.

Fotoğrafçı: fab

(2)
16.04.2009 / 16:10 / Aberystwyth Sahili - Fotoğraf çekerken fotoğraflanan bir arkadaşımız. Benim de değişik açılardan fotoğraf çekme derdindeyken bu tip pozlar verdiğim aşikar.
Fotoğrafçı: fab

(3)
22.06.2009 / 14:05 / Court Meadow, Mayfield - Spor Günü'nde çocuklarının performansını izleyen bir ebeveyn.
Fotoğrafçı: fab

(4)
25.06.2009 / 13:42 / Calverley Park, Tunbridge Wells - Öğle saati piknik.
Fotoğrafçı: fab


(5)
27.06.2009 / 15:48 / Brighton
Fotoğrafçı: Kasia


(6)
13.07.2009 / 20:12 / Mount Pleasant Road, Tunbridge Wells - Otobüs durağının camdan duvarına "yaslanarak" otobüs bekleyen bir arkadaş.
Fotoğrafçı: fab


(7)
19.07.2009 / 14:45 / Calverley Park, Tunbridge Wells - Festivalin tadını çıkarmak.
Fotoğrafçı: fab

(8)
20.08.2009 / 23:42 / Grassmarket, Edinburgh - Bar çıkışı birşeyler atıştıran bir çift.
Fotoğrafçı: fab

(9)
24.08.2009 / 15:14 / Queen Street Tren İstasyonu, Glasgow - Kara tren gecikir, belki hiç gelmez...
Fotoğrafçı: fab

(10)
09.09.2009 / 14:43 / Buckhingam Sarayı, Londra - Başladığın noktaya dönmek.
Fotoğrafçı: Kasia

(11)
09.09.2009 / 14:43 / Buckhingam Sarayı, Londra - Başladığın noktaya dönmek.
Fotoğrafçı: Kasia

(12)
24.09.2009 / 16:29 / Hyde Park Corner, London - Şu çimenlere şöyle bi seriliverelim hele!
Fotoğrafçı: fab


(13)
18.07.2009 / 18:19 / Rye - Bu çatalı tanıdınız mı?
Fotoğrafçı: Kasia

(14)
18.07.2009 / 18:28 / Rye - Peki ya bunu?
Fotoğrafçı: Kasia

Bilmiyorum farkettiniz mi ancak son iki fotoğrafın başrol oyuncusu benim. Bu haliyle çalışma aynı zamanda bir özeleştiridir. Kendi kendine "bu ne hal lan?" deme durumudur. Çuvaldızı sağda solda batırırken de kendimize iğneyi batırmamış değilizdir. Biz de aynı haltı yemekte, derdimizin ne olduğunu anlayamamaktayızdır. Gene de düşük bel pantolonlar bizim canımızdır, bu değişmeyecektir.

Ayrıca "özel katkıları" için de Kasia'ya teşekkürü (!) bir borç bilirim.


Umarım siz de bizim kadar eğlendiniz. Biz çok eğlendik bunu hazırlarken. Öyle böyle değil!

Bu projeyi daha ilerilere de taşıyabilmek mümkün! Sizin de bu tip fotoğraflarınız varsa elinizde, bana gönderebilirsiniz. Adınızı altına yazıp, teşekkürlerimle yayınlarım; bundan da onur duyarım! Proje, yeni fotoğraflar eklendikçe devam edecektir.

Anketi doldurmayı unutmayın. Birden fazla fotoğrafı oylayabilirsiniz!!

Okuyan, izleyen, katılan herkese teşekkürler.
(Thanks for reading, watching, contributing.)

28 Haziran 2009 Pazar

a good, old friend of ours...

WE LOST OUR FRIEND!


Cecil was more than a car for us.

He was more than a white hatchback Honda Civic.

He was a friend!

A humble servant...

A loyal companion...

A fellow traveller with a great sense of humour.

Cecil was always punctual!

He would never leave you half way.

Never complained about any distance we put him through.

He did not complain when we ended up with dense fog.

He did not complain when Malika drove him into a wet lawn middle of a night.

Although he was passed by a public bus on a hill, he went and all the way to the east coast and came back without a problem.

He was a survivor!

He might look small but always had enough space for all of us.

Maybe he had a small engine but he had the biggest heart!

He was always there when we needed him. Anytime, anywhere...

It's hard to believe he is gone now.

He went for a regular check, healthy and fit, and never came back!

Cecil was more than a car. The best au pair car ever! He will always live in our hearts. His great memory will never be forgetten...

His close friend "Clara" (our lovely navigation system) has couple of words for him:

"I've been honored to get a chance to drive with such a great friend. He drove any direction I led, even they weren't correct all the time. I can't believe he's gone forever! I will never forget him. They can put me in any other cars but I'll never find a better companion then him. I want to say one more thing for him: 'Cecil. Turn around when it's possible. And come back home! That is not your destination at all...' "

We lost our friend.
Who was the best.
Who loved by many...

Good bye Cecil! Your great memory will never be forgetten!

Dedicated in loving memory of Cecil.

Rest in peace my friend...

23 Haziran 2009 Salı

fab foto çekiyor - mayıs & haziran 2009

Gene 1 ay geçip gidivermiş! İnanılır gibi değil...

Affınıza sığınarak yazıyorum. Bu durgun dönemin sebebi hazırlanmakta olduğum İngilizce sınavı idi. Boru değil, Cambridge Üniversitesi'nin sınavı! ("Kembriç" okunur...) Sonuçlar 31 Temmuz'da. Tüm gün süren 2 sınava girdim. Geride kaldıkları için çok mutluyum. Ancak zorlu olan ikincisi tekrar hortlayabilir. Hep birlikte göreceğiz. (Aslında ben kendi başıma göreceğim. Hep birlikte falan değil...)

Ne yapalım? Biraz fotoğraf bakalım değil mi? Gönlümüz ferahlasın, gözümüz şenlensin. Yani öyle olur diye umuyorum... Bir kaç şirin arkadaşımı paylaşacağım sizlerle!

------0------

DANGEROUS BEAUTY

Nisan 2009, Groombridge Place Gardens, Groombridge, Tunbridge Wells, Kent, İngiltere, Birleşik Krallık...

Çok gösteriş meraklısı ama gösterdiğine değiyor!..

UPSIDE DOWN

Mayıs 2009, Tonbridge Kalesi, Tonbridge, Kent, İngiltere, Birleşik Krallık...

Çok utangaç gibi dursalarda elinizde yer fıstıklarıyla çıka gelince çekine çekine de olsa yaklaşıyorlar yanınıza. Sanki çekim etkisinden kurtulamıyorlarmış gibi. Sonra böyle ağaca çıkıp, arka ayaklarıyla tepe taklak aşağıya sarkarak yiyorlar fıstıklarını... Siz onların bu şebekliği karşısında yere sırt üstü uzanıp fotoğraflarını çekerken, diğerleri yerde bıraktığınız torbadan fıstık aşırıyor. Mükemmel organizasyon!

HELGA THE EAGLE


Nisan 2009, Groombridge Place Gardens, Groombridge, Tunbridge Wells, Kent, İngiltere, Birleşik Krallık...

Bu Helga. Alman güzeli bir kartal. Nasıl görkemli, nasıl asil! Kanatlarını açıp kafanızın üzerinden uçtu mu ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Bir de eğiticisinin bir çağrışı vardı ki, hala kulaklarımda çınlıyor: "HEEEEL-GAAAAAAAAAA!!!"

UNDER THE SURFACE

Nisan 2009, Bodiam Castle, East Sussex, İngiltere...

Bodiam Kalesi'nin etrafında bulunan su dolu hendek, hep birlikte yaşayan yaban ördekleri ve bir çok su canlısına ev sahipliği yapmaktadır. Ördeklerin altında yüzen o dev gibi balıkları gördüğüm zaman, insan olarak kendimizi doğadan ne kadar soyutladığımızı anladım. O ördekler çevresindekilerin zararsız olduğunu bilip hiç umursamadan hayatlarına devam ederlerken bizden korkuyorlar. Üstelik hiç kimse de girip o balıklarla yanyana yüzebilecek gibi durmuyor. Peki ama neden?...

KALKIŞA HAZIR

Mart 2009, Rye, East Sussex, İngiltere...

Hiç düşündünüz mü biz gün batımını yitirdikten çok sonra bile onlar yukarılara uçup hala manzaranın tadını çıkarabiliyorlar. Ve belki gün batımı nedir onu bile bilmiyorlar...

------0------

"Daha, daha, daha fazla istiyorum!" diyorsanız: FOTOPYA PORTFOLYO

NOT: Bu arada fotoğrafların başlıklarına tıkladığınızda fotoğrafların fotopya'daki büyük hallerine ulaşabileceğinizi biliyorsunuz, değil mi?..

22 Mayıs 2009 Cuma

SAVE THE ELF PRINCES, SAVE THE WORLD

FABLAMACA GURURLA SUNAR!
("Erler Film Gururla Sunar!" gibi oldu hehehehhe!)


Fablamaca'nın ilk "göreceli" uzun metraj filmi huzurlarınızda! Daha bu sabahki açılış gösteriminin ardından "En İyi Kahvaltı Filmi" dalında aday gösterildi. Oscar'a 17 daldan aday olması bekleniyor. Fablamaca çalışanları olarak (çoklu kişilik sendromu) kırmızı halı üzerindeki yerimizi almak için sabırsızlanıyoruz. Bekle bizi Cannes ("kan" okunur...), biz geliyoruz!

Uluslararası bir kitleye hitap edebilmek amacıyla film İngilizce çekilmiş, Türkçe altyazı eklemeye üşenilmiştir. Ancak hikaye o kadar da derin değildir. Hepinizin üstesinden gelebileceğine inancımız tam. Anlaşılamayan kısımlarda, anlayan, anlamayana, anlatsın...

Hikayeye kısa bir girizgah yaptıktan hemen sonra filme geçilecektir. Tuvalete gitmek isteyen var ise şimdi tam zamanıdır...

...ve film başlar...

Elf Prensesi Milaja, Elf Krallığı'nda babası, Kral Fitaja ve annesi, Kraliçe Linaja ile dünya üzerindeki her tür mutsuzluk, keder ve üzüntüden çok uzakta yaşamaktadır.

Ancak bir gün, Milaja'nın babası onu son derece tehlikeli bir göreve göndermeye karar verir. Milaja'nın hayatı sonsuza kadar değişmek üzeredir...


(Elf Princess Milaja has been living in the Elf Kingdom with her father, King Fitaja and her mother, Queen Linaja, far away from every kind of unhappiness and misery on earth...

But one day, Milaja's father decide to send her on a extremely dangerous mission. Milaja's life is about to change forever...)



Yorumlarınız bizim için kıymetlidir. Olmadı, hemen 2cm aşağıda oylama hedesi vardır. O da gayet kullanışlıdır.

Teşekkürü bir borç biliriz.

Saygılar;
fab

27 Nisan 2009 Pazartesi

fab foto çekiyor - nisan 2009

Bu ayın fotoğrafları. Hadi afiyet olsun!!


Nisan 2009, Llangenninth, Gower Yarımadası, Swansea, Galler, Birleşik Krallık...


Nisan 2009, Llangenninth, Gower Yarımadası, Swansea, Galler, Birleşik Krallık...


Ağustos 2008, Perranporth Sahili, Cornwall, İngiltere...

Hepsi ve daha fazlası için (nası oluyosa?): FOTOPYA PORTFOLYO

NOT: Bu arada fotoğraflara yada başlıklara tıkladığınızda fotoğrafların fotopya'daki büyük hallerine ulaşabileceğinizi biliyorsunuz, değil mi?..

21 Nisan 2009 Salı

Akla Düşen Düşünceler No: 20090421

Geçenlerde aklıma düştü, ne zamandır aklıma birşeyler düşmüyor...

Sonunda sakal bıraktım!!

Aslında aklıma düşmediğinden değil de, düşeni not etmediğimden de değil de, yok buraya yazmaya vakit bulamadığımdan da değil de... Yok, aslında ondan...

Dansa da başladım!

Gidin, görün, bir fikriniz olsun. (Her duruma uygulanabilir...)

Geçen “Futurama” izliyorum. O kadar geyik bir programın içinden öyle sağlam bir önerme geldi ki, hemen not ettim. Olay şöyle gelişir: Bender uzayda bir yanlışlık sonucu kaybolur ve Tanrı olması kuvvetle muhtemel olan bir varlıkla karşılaşır. Tanrı olmanın zorluklarından ve ona tapınanların isteklerinden bahsederken o varlık şu sözleri sarf eder: “When you do things right, people won't be sure you've done anything at all...” Yani “Tanrı olarak herşeyi doğru yaparsan, insanlar bir şey yapıp yapmadığından asla emin olamazlar.” (Her duruma uygulanabilir...)


Bu dünyada tadılacak öyle çok tad var ki, “bu güzelmiş” demeden önce çok yol kat etmek lazım...

“Düşünüyorum, öyleyse varım.” önermesine alternatifler:

Düşünüyorum, öyleyse var mıyım?

Düşünüyorum, var mısın, yok musun?

Düşünüyorum, var mıyım, yok muyum?

Düşünüyorum, var mısın, yok muyuz?

Düşünüyorum, var mısınız, yoklar mı?

Düşünüyorum, başımıza bi iş gelmesin?..

Düşünüyorum, ben varım da sen hiç yoksun...

Düşünüyorum, ben yoksam senin neyine?..

Düşünüyorum... Canıııım! Düşünmen yeterli!

Düşünüyorum, düşünmek yeterli değil!

Düşünüyorum, yetmiyor!

Düşünüyorum, olmuyor...

Düşünüyorum ama kim takıyor?.... (23.11.2008 / 21.04.2009)

Britanya'ya çok kanım ısındı!

MGMT – Time to Pretend! Mutlaka dinleyin. Sonra da albümü edinin: MGMT – Oracular Spectacular! (Klip için klikleyin!)


İngiltere'ye gelirken “futbolun beşiğine gidiyoruz” diye düşünmüştüm. 14 ay boyunca bir kere bile futbol oynama fırsatı edinemedim!! Geçen hafta “Wales”e gittim. İngilizler onların futboluyla dalga geçerken ilk oynadığım futbol maçının Wales'in başkenti Cardiff'te olması sizce de ilginç bir raslantı değil mi? (Bu arada 3-1 yenik durumdan yaptığım 4 asistle maçı 5-3 kazanarak çıktık sahadan...)

Fablamaca'nın “Blog Ödülleri 2009”a katılmayı unuttuğunu biliyor muydunuz?..

Fablamaca'nın yeni “banner”ına tıkladığınızda fablamaca ana sayfaya dönebileceğinizi biliyor muydunuz?..

Fablamaca'da dünden itibaren her yazının altına “puff!, ehh!, hmm..., vay be!, helal!” şeklinde 1'den 5'e giden bir değerlendirme dalgası konulduğunu, yer yetmediği için daha sonra bunun "1, 2, 3, 4, 5" şeklinde bir "oylamaca" dalgasına dönüştürüldüğünü biliyor muydunuz?.. (fablamaca-oylamaca)

Yetersiz zamanın etkili kullanımı: Tuvalete “laptop”la gitmek! (11.12.08 / perşembe)

Ağustos 2007'den beri Google Analytics tarafından takip edilen fablamaca'ya şu ana kadar 5.960 farklı IP adresinden giriş yapıldığını, bu 5.960 kişinin gerçekleştirdiği 8.410 ziyaret sırasında 14.127 sayfa görüntülediğini, dünya çapında 40'ın üzerinde ülkeden ziyaretçi ağırladığını biliyor muydunuz?..

Fablamaca'da 21.Aralık.2006 tarihinde yayınlanan ilk hikaye dahil 77 hikaye yayınlandığını, bu 77 hikayenin altına 280 adet yorum bırakıldığını biliyor muydunuz?..

Fablamaca'da ana sayfadan sonra en çok hit alan 3 yazının “Dünyanın En Güzel Düğünü”, “Paylaşamadığım Porno Yıldızlarını Sizinle Paylaşıyorum” ve “Beyaz Melek – Önyargının Sırası Değil” olduklarını biliyor muydunuz?

“Seviyorsan bırak...” geyiğine alternatifler:

Seviyorsan bırak, dönerse senindir, dönmezse başkasının...

Seviyorsan bırak, dönerse senin midir, dönmezse kimlerin olmuştur, kim bilir?

Seviyorsan bırak, dönerse tamam da, dönmezse rezillik!

Seviyorsan bırak, dönerse... Dönmez olum o kız bi daha!..

Seviyorsan bırak, dönerse bas tokadı “nerdesin orspu?!” diye...

Seviyorsan bırak, dönerse de açma kapıyı. Bi daa görmicem o kızı burda!

Seviyorsan bırak, sevmiyorsan bırak! Ne lan bu?!

Fablamaca logosunda yer alan siyah objenin bir ampul olduğunu ve bu ampulün siyasi bir duruşun simgesi olduğunu biliyor muydunuz?..

Bugüne kadar fablamaca'da 10 adet “akla düşen düşünceler” yayınlandığını, bunun 11.si olduğunu biliyor muydunuz?..

Fablamaca'da yayınlanan son "akla düşen düşünceler"in 22.Haziran.2008 tarihinde yayınlandığını biliyor muydunuz?..

Bu dünyada görülecek öyle çok yer var ki, ömür boyu aynı yerde kalmak, akvaryumda balık olmaya benziyor... (Rakı şişesinde balık olsam...)

Uzun bir aradan sonra, bu seferlik de bu kadar... Yakında görüşürüz!

21.04.2009 / salı / 19:32 / masa / kucak üstü / oda / mayfield

youtube / MGMT - time to pretend

13 Nisan 2009 Pazartesi

Canary Wolf

10 Nisan Cuma akşamı, kasabamızın güzide mekanı Carpenter's Arms'da Canary Wolf isimli yerel bir grup küçük, samimi bir konser verdi. 2 kişilik bu harika grubu dinlerken çok keyifli vakit geçirdik. Gecenin başında kameramı almamama karşın ilk bir kaç şarkıdan sonra hiç üşenmedim, gidip evden kameramı aldım ve birazdan izleyeceğiniz videoları çektim.

Bu adamlar öyle ortalıkta olan adamlar da değil. Konser bittikten sonra konuştum, sordum "İnternette falan var mısınız?" diye. "Yokuz!" dedi. Yani İngiltere'nin bağrından ayrı bir tadı sizin için görüntüledim. Öyle girip "youtube"dan falan bulamazsınız yani. Ben koydum! Araştırmacı blogcu!

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, ben bilmem. 3000 km öteden yayın yapıyorum burda. Emeğe saygı!

Şaka bir yana, iyi seyirler!

Canary Wolf



Canary Wolf @ Carpenter's Arms / Mayfield / East Sussex / England

Bu video fablamaca tarafından ayağınıza kadar getirilmiştir...