Never complained about any distance we put him through.
He did not complain when we ended up with dense fog.
He did not complain when Malika drove him into a wet lawn middle of a night.
Although he was passed by a public bus on a hill, he went and all the way to the east coast and came back without a problem.
He was a survivor!
He might look small but always had enough space for all of us.
Maybe he had a small engine but he had the biggest heart!
He was always there when we needed him. Anytime, anywhere...
It's hard to believe he is gone now.
He went for a regular check, healthy and fit, and never came back!
Cecil was more than a car. The best au pair car ever! He will always live in our hearts. His great memory will never be forgetten...
His close friend "Clara" (our lovely navigation system) has couple of words for him:
"I've been honored to get a chance to drive with such a great friend. He drove any direction I led, even they weren't correct all the time. I can't believe he's gone forever! I will never forget him. They can put me in any other cars but I'll never find a better companion then him. I want to say one more thing for him: 'Cecil. Turn around when it's possible. And come back home! That is not your destination at all...' "
We lost our friend. Who was the best. Who loved by many...
Good bye Cecil! Your great memory will never be forgetten!
Gene 1 ay geçip gidivermiş! İnanılır gibi değil...
Affınıza sığınarak yazıyorum. Bu durgun dönemin sebebi hazırlanmakta olduğum İngilizce sınavı idi. Boru değil, Cambridge Üniversitesi'nin sınavı! ("Kembriç" okunur...) Sonuçlar 31 Temmuz'da. Tüm gün süren 2 sınava girdim. Geride kaldıkları için çok mutluyum. Ancak zorlu olan ikincisi tekrar hortlayabilir. Hep birlikte göreceğiz. (Aslında ben kendi başıma göreceğim. Hep birlikte falan değil...)
Ne yapalım? Biraz fotoğraf bakalım değil mi? Gönlümüz ferahlasın, gözümüz şenlensin. Yani öyle olur diye umuyorum... Bir kaç şirin arkadaşımı paylaşacağım sizlerle!
Mayıs 2009, Tonbridge Kalesi, Tonbridge, Kent, İngiltere, Birleşik Krallık...
Çok utangaç gibi dursalarda elinizde yer fıstıklarıyla çıka gelince çekine çekine de olsa yaklaşıyorlar yanınıza. Sanki çekim etkisinden kurtulamıyorlarmış gibi. Sonra böyle ağaca çıkıp, arka ayaklarıyla tepe taklak aşağıya sarkarak yiyorlar fıstıklarını... Siz onların bu şebekliği karşısında yere sırt üstü uzanıp fotoğraflarını çekerken, diğerleri yerde bıraktığınız torbadan fıstık aşırıyor. Mükemmel organizasyon! HELGA THE EAGLE
Nisan 2009, Groombridge Place Gardens, Groombridge, Tunbridge Wells, Kent, İngiltere, Birleşik Krallık...
Bu Helga. Alman güzeli bir kartal. Nasıl görkemli, nasıl asil! Kanatlarını açıp kafanızın üzerinden uçtu mu ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Bir de eğiticisinin bir çağrışı vardı ki, hala kulaklarımda çınlıyor: "HEEEEL-GAAAAAAAAAA!!!"
Nisan 2009, Bodiam Castle, East Sussex, İngiltere...
Bodiam Kalesi'nin etrafında bulunan su dolu hendek, hep birlikte yaşayan yaban ördekleri ve bir çok su canlısına ev sahipliği yapmaktadır. Ördeklerin altında yüzen o dev gibi balıkları gördüğüm zaman, insan olarak kendimizi doğadan ne kadar soyutladığımızı anladım. O ördekler çevresindekilerin zararsız olduğunu bilip hiç umursamadan hayatlarına devam ederlerken bizden korkuyorlar. Üstelik hiç kimse de girip o balıklarla yanyana yüzebilecek gibi durmuyor. Peki ama neden?...
Hiç düşündünüz mü biz gün batımını yitirdikten çok sonra bile onlar yukarılara uçup hala manzaranın tadını çıkarabiliyorlar. Ve belki gün batımı nedir onu bile bilmiyorlar...
("Erler Film Gururla Sunar!" gibi oldu hehehehhe!)
Fablamaca'nın ilk "göreceli" uzun metraj filmi huzurlarınızda! Daha bu sabahki açılış gösteriminin ardından "En İyi Kahvaltı Filmi" dalında aday gösterildi. Oscar'a 17 daldan aday olması bekleniyor. Fablamaca çalışanları olarak (çoklu kişilik sendromu) kırmızı halı üzerindeki yerimizi almak için sabırsızlanıyoruz. Bekle bizi Cannes ("kan" okunur...), biz geliyoruz!
Uluslararası bir kitleye hitap edebilmek amacıyla film İngilizce çekilmiş, Türkçe altyazı eklemeye üşenilmiştir. Ancak hikaye o kadar da derin değildir. Hepinizin üstesinden gelebileceğine inancımız tam. Anlaşılamayan kısımlarda, anlayan, anlamayana, anlatsın...
Hikayeye kısa bir girizgah yaptıktan hemen sonra filme geçilecektir. Tuvalete gitmek isteyen var ise şimdi tam zamanıdır...
...ve film başlar...
Elf Prensesi Milaja, Elf Krallığı'nda babası, Kral Fitaja ve annesi, Kraliçe Linaja ile dünya üzerindeki her tür mutsuzluk, keder ve üzüntüden çok uzakta yaşamaktadır.
Ancak bir gün, Milaja'nın babası onu son derece tehlikeli bir göreve göndermeye karar verir. Milaja'nın hayatı sonsuza kadar değişmek üzeredir...
(Elf Princess Milaja has been living in the Elf Kingdom with her father, King Fitaja and her mother, Queen Linaja, far away from every kind of unhappiness and misery on earth...
But one day, Milaja's father decide to send her on a extremely dangerous mission. Milaja's life is about to change forever...)
Yorumlarınız bizim için kıymetlidir. Olmadı, hemen 2cm aşağıda oylama hedesi vardır. O da gayet kullanışlıdır.
Geçenlerde aklıma düştü, ne zamandır aklıma birşeyler düşmüyor...
Sonunda sakal bıraktım!!
Aslında aklıma düşmediğinden değil de, düşeni not etmediğimden de değil de, yok buraya yazmaya vakit bulamadığımdan da değil de... Yok, aslında ondan...
Dansa da başladım!
Gidin, görün, bir fikriniz olsun. (Her duruma uygulanabilir...)
Geçen “Futurama” izliyorum. O kadar geyik bir programın içinden öyle sağlam bir önerme geldi ki, hemen not ettim. Olay şöyle gelişir: Bender uzayda bir yanlışlık sonucu kaybolur ve Tanrı olması kuvvetle muhtemel olan bir varlıkla karşılaşır. Tanrı olmanın zorluklarından ve ona tapınanların isteklerinden bahsederken o varlık şu sözleri sarf eder: “When you do things right, people won't be sure you've done anything at all...” Yani “Tanrı olarak herşeyi doğru yaparsan, insanlar bir şey yapıp yapmadığından asla emin olamazlar.” (Her duruma uygulanabilir...)
Bu dünyada tadılacak öyle çok tad var ki, “bu güzelmiş” demeden önce çok yol kat etmek lazım...
Düşünüyorum ama kim takıyor?.... (23.11.2008 / 21.04.2009)
Britanya'ya çok kanım ısındı!
MGMT – Time to Pretend! Mutlaka dinleyin. Sonra da albümü edinin: MGMT – Oracular Spectacular! (Klip için klikleyin!)
İngiltere'ye gelirken “futbolun beşiğine gidiyoruz” diye düşünmüştüm. 14 ay boyunca bir kere bile futbol oynama fırsatı edinemedim!! Geçen hafta “Wales”e gittim. İngilizler onların futboluyla dalga geçerken ilk oynadığım futbol maçının Wales'in başkenti Cardiff'te olması sizce de ilginç bir raslantı değil mi? (Bu arada 3-1 yenik durumdan yaptığım 4 asistle maçı 5-3 kazanarak çıktık sahadan...)
Fablamaca'nın yeni “banner”ına tıkladığınızda fablamaca ana sayfaya dönebileceğinizi biliyor muydunuz?..
Fablamaca'da dünden itibaren her yazının altına “puff!, ehh!, hmm..., vay be!, helal!” şeklinde 1'den 5'e giden bir değerlendirme dalgası konulduğunu, yer yetmediği için daha sonra bunun "1, 2, 3, 4, 5" şeklinde bir "oylamaca" dalgasına dönüştürüldüğünü biliyor muydunuz?.. (fablamaca-oylamaca)
Yetersiz zamanın etkili kullanımı: Tuvalete “laptop”la gitmek! (11.12.08 / perşembe)
Ağustos 2007'den beri Google Analytics tarafından takip edilen fablamaca'ya şu ana kadar 5.960 farklı IP adresinden giriş yapıldığını, bu 5.960 kişinin gerçekleştirdiği 8.410 ziyaret sırasında 14.127 sayfa görüntülediğini, dünya çapında 40'ın üzerinde ülkeden ziyaretçi ağırladığını biliyor muydunuz?..
Fablamaca'da 21.Aralık.2006 tarihinde yayınlanan ilk hikaye dahil 77 hikaye yayınlandığını, bu 77 hikayenin altına 280 adet yorum bırakıldığını biliyor muydunuz?..
10 Nisan Cuma akşamı, kasabamızın güzide mekanı Carpenter's Arms'da Canary Wolf isimli yerel bir grup küçük, samimi bir konser verdi. 2 kişilik bu harika grubu dinlerken çok keyifli vakit geçirdik. Gecenin başında kameramı almamama karşın ilk bir kaç şarkıdan sonra hiç üşenmedim, gidip evden kameramı aldım ve birazdan izleyeceğiniz videoları çektim.
Bu adamlar öyle ortalıkta olan adamlar da değil. Konser bittikten sonra konuştum, sordum "İnternette falan var mısınız?" diye. "Yokuz!" dedi. Yani İngiltere'nin bağrından ayrı bir tadı sizin için görüntüledim. Öyle girip "youtube"dan falan bulamazsınız yani. Ben koydum! Araştırmacı blogcu!
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, ben bilmem. 3000 km öteden yayın yapıyorum burda. Emeğe saygı!
Şaka bir yana, iyi seyirler!
Canary Wolf
Canary Wolf @ Carpenter's Arms / Mayfield / East Sussex / England
Bu video fablamaca tarafından ayağınıza kadar getirilmiştir...
fablamaca, Fatih MISTAÇOĞLU'nun kendi yazdıklarını bir araya topladığı blogudur. İçinde bir yazıya sebep olabilecek her türlü konu bulunabilir. Fab yazar, isteyen okur. Bundan ibarettir...