Showing posts with label 1 Mayıs. Show all posts
Showing posts with label 1 Mayıs. Show all posts

Friday, 2 May 2008

Akla Düşen Düşünceler No:20080501 (Behçet Spor)

  • Temel mantık paydasında orjialine uygun hata yapmak:

Mesela şöyleki;

Bilbortta gördüğüm "ender'e gelen, kışa mutlu girer." ilanını saniyelik bir bakış anında "ender'e gelen, kışa montlu girer." okuyup, "bunlar ne diyo lan?" diyip tekrar bakıldığında kendi kendini göt etme durumu...

Hani kışa montlu giren üşümeyecegi için mutlu olur ve böylece de kışa mutlu girmiş olur. Yaptığın hata aynı mantık paydasındadır ve orjinal anlamda fark yaratmaz.

Gibi... (Ben niye böyle şeyler düşünüyorum ya?)

  • Hayat yürüyen merdivenlere benziyor. Sen dursan da o gitmeye devam ediyor. Geriye dönmeye çalismak çok zaman boş çaba. İleriye gitmekse her zaman karlı değil. Koşup treni yakalayabilir yada yuvarlanıp kafa göz patlatabilirsin... E hayat da kaçan trenlerin bi bileşimi değil mi zaten?..
  • Öyle sarılmalıktı ki, ölesiye neredeyse…
  • Metrodan yukarı çıkarken herkesle birlikte yürüyen merdivene yığıldığınızda ve solunuzda bomboş bir merdiven olduğunu farkettiğinizde sizde de bir tembellik hissi uyanıyor mu? (Bana hiç bakmayın. Ben yürüyen merdiven kullanmıyorum…)
  • “Very Vanilla Latte” tadında dudakları vardı...
  • Burada biraz uzak kaldım haberlerden, olaylardan, gündemden. Ama pek de şikayetçi değilim. AKP yok, ekonomik kriz geldi geliyor muhabbeti yok, saçma sapan programlarla oluşturulan sahte gündemler, gereksiz magazin haberleri yok... Güzel yani. Aha 1 Mayıs da geldi. Kimsenin çatıştığı yok bu küçük kasabada... Bakıyorum, Taksim'de işçilerle polis gene kaynamış birbirine... Nasıl bayramsa artık bu? Pek hoş olmayan fotoğraflar gördüm nette Türkiye'de 1 Mayıs adına. Her zamanki gibi. Burada, tüm o saçmalıktan uzak olmak güzel. En azından bir süre. Biliyorum bu kafayı kuma gömen deve kuşundan farksız ama cehalet en büyük mutluluk! Gözünün önünde olmuyorsa bu olaylar, etkisi azalıyor bir nebze. Sonsuza kadar saklanamayacağımı bilsem de... Bütün işçilerin “İŞÇİ BAYRAMI” kutlu olsun!
  • "Bir osuruk, bin doktora bedeldir." Ulan ne laf bee!..
  • Var mısın yok musun programında kutu açan kadınlardan biri, yarışmacının kazanmasını istediğini ve kazanamazsa çok üzülecegini belirten bişiler zırvalarken cümlesinin sonunda “mutluluğumu da tıkadın bana!” dedi. O ne demek ya?! “G.tüme soktun” der gibi…
  • Bi insan evladı sabahın 6'sında uyandırılır mı yaa? Yazıktır! Günahtır!..

  • Bu arada 2 aydır İngiltere'deyim. Tam olarak 63 gün hatta! Nasıl geçti ben de bilmiyorum. İyi bişi heralde bu di mi?.. =)
  • Annemle babam da gitti Marmaris’e yerleşti, köpeğimiz Goldie’yle birlikte. Emeklilik hayatına geçiş yapıyolar yavaştan. (Herkes maşallah desin!) Artık keyifleri nasıl yerindeyse, kavgaları bile kavgaya benzemiyo. Kavga konularını açıklıyorum: “Sen benim helvamın fıstıklarını yedin”, “Yok efendim soğanın cücüğünü en sona ayırdıydım da sen götürdün.” vs. Özetle, “helvanın fıstığı, soğanın cücüğü”. Allah herkese böyle anne-baba, her anne-babaya da böyle kavga sebepleri versin. (Amin!) Bizimkilere de uzun ömür ve bol saadet… (Hep beraber: Amin!..)
  • Aslında hergün 6'da kalkcaksın, 9'a kadar bütün işlerini halletceksin. Gün 2 kat uzamış gibi oluyo olum!
  • Geçenlerde bu seneki Kasdav'da çalışan bir arkadaşım anlattı. Kasdav, Liseler Arası Müzik Yarışması. Bu sene Bilgi Üniversitesi düzenlemiş. Kayıp bir gençlik gördüğünden söz ediyordu organizasyonda. Çalisan erkeklerden birine bir kız gelip "ONS'ye var mısın?" diye sormuş. Çocuk da kalmış tabi, "o ne öyle?" demiş. Meğer One Night Stand dediğimiz tek gecelik takılma muhabbetinin kısaltılmışıymışş... Yani arkadaşimız gençliği yakından takip etmediği ve gerekli sözleri bilmediği için treni kaçırmış. =D Ama tabii buradan mesaj da vermemiz gerek. Burada asıl önemli olan 17 yaşinda bir kızın böyle bir teklifi yapabiliyor olmasıdır. Kullanılan dil de ayrıca ilgi çekicidir. ONS nedir ya? OGS gibi. Otomatik Geçiş Sistemi! =D
  • Komedi gösterisinde yanındakinin tepkilerini gözlemek... Var öyle bişi! O hangi esprilere daha çok gülüyo, hangilerine gülmüyo... Merak ediyoruz. İnsanoğlu bi acaip!
  • Doğmak, büyümek, üremek, ölmek... Bu mu lan hayat?! Hadi üremeyi geçtim, bu mu lan hayat?!
  • Şehremini'de Behçet Spor vardır. Ben orada büyüdüm, Şehremini'de. Orada büyüyen her çocugun Behçet Spor'a bi kez uğramışlığı vardır en az. Küçücük, belki 15 m2 bi dükkan. Belki hiç değişmedi yıllardır. Behçet abiden önce babası Şevket amca vardı, o kadar. Ve geçen gün düşündüm de, ben burada, gelmeden önce Behçet Spor'dan aldığım ayakkabılarla futbol oynuyorum. İngiltere'de! Yani Premier Lig'de falan değilim ama olsun. İngilizler'e karşi Behçet Spor'dan aldığım ayakkabılarla oynuyorum! Bu da Behçet Spor'un futbola, spora katkısı belki de. Küçük, müçük! Belki de Behçet Spor o kadar küçük değil...
  • Domatesi ketçaba banmak mı daha saçma, yoksa patatesi patates püresine banmak mı?
  • Feysbuk yazarken elim sürçtü, geysbuk oldu...
  • Dikkat ettim, burada hiç çimlere basmayın tabelası yok. İngiltere'de ve gördüğüm kadarıyla Avrupa'da yani. Ve insanlar çimlere basıyor. Bizim orda heryerde çimlere basmayın tabelası var ama insanlar gene de çimlere basıyor. Demek ki insanlar hep çimlere basıyor! İnsanlar çimlere basmak istiyor! Her nerden geldiyse bi zihniyet gelmiş bizi betonun, asfaltın üzerinde tutmaya çalisiyor. Doğaya karşi geliyor! Basabildiğiniz çime basın arkadaşim! İnsanlık hakkımız bu bizim!..
  • Herkese nice yıllar!! (3 Mayıs doğum günüm! =))
01.05.2008 / perşembe / 23:04 / fingal house / mayfield
/ çalışma odası / bilgisayar
/ southern fm

Related Posts with Thumbnails