Wednesday, 31 October 2007

Akla Düşen Düşünceler No: 20071031


  • Yeşil çay, zayıflat bizi!
  • Biz zenginleri çekip, fakirlere veriyoruz. (Stüdyo Robin Hood)
  • Otobanda 240 bas, gönder. Cezan cebine gelsin!
  • Kenetlenmiş dudaklar,
  • Hava geçmez aradan.
  • Sana vermeyecek kız yok,
  • Sen haber ver paradan!
  • (Mert'ten...)
  • Kadir Gecesi dualarda “Happy Hours” varmış. (Mert’ten… Hepimiz çarpılacağız senin yüzünden!)
  • Düşünüyorum, öyleyse susun!
  • Düşünüyorum, öyleyse sen de düşün!
  • Düşünüyorum, OLEY!
  • Düşünüyorum, yoruyor...
  • Düşünüyorum, öyle ya da böyle!..
  • Düşünüyorum, öyleyken böyle…
  • Olmak ya da olmamak.
  • Olmak ya da olmak!
  • Olmak ya da olabilir…
  • Olmak gümüşse, olmamak altındır?
  • Olsam da olur, olmasam da.
  • Olsa da koyim, olmasa da koyim!..
  • Bazı eski sevgililerime bakıyorum da… Aşkın gözü hakikaten kör! =P
  • PKK sorunu sizce de temizlemeye üşendiğiniz için pislendikçe pislenen, gittikçe berbat bir hal alan, rezil bir tuvalete benzemiyor mu? Şimdi kimse kolları sıvayıp işe girişmek istemiyor…
  • Ben Boğaz’dan ya da Haliç’ten geçerken elimdeki kitabı ya da dergiyi indirip manzaraya bakıyorum bol bol. İçime çekiyorum manzarayı. Ne kadar sık geçersem geçeyim bu hiç değişmiyor. İstanbul’uma saygısızlıkmış gibi geliyor aksi takdirde…
  • Bir de ben aldığım dergilerin (Uykusuz’la Penguen alıyorum zaten sadece.) her köşesini okuyorum. Beğenmediğim köşeleri bile okuyorum. (Mesela Kahvaltı Vakti – Engin Günaydın. Şimdi ben buradan kimsenin ismini verip de vay efendim… aa vermişiz…) Adama saygısızlık gibi geliyor yoksa. (Engin abiye yani… Saygılar abi.) Bir de ileride ben de köşe sahibi olursam, bu adiler benim köşemi dışlar, okumazlarsa korkusu da var. Ondan tabi biraz da…
  • Oğlum Trend Show’da Uykusuz’un imza sırasına girdim. (Sıra sonlandıktan sonra rica ettiğim için dayanamayıp beni sıraya alan o abiye çok teşekkür ediyorum. Süper bi insansın sen!) Neyse, ilk sırada Uğur GÜRSOY! Dedim “Bana bir Fırat çizer misiniz?” (Bir şey rica ederken de sesim nasıl ince çıkıyor, gıcık oluyorum bazen!) Tamam anlamında başını salladı. Kafayı çizdi yusyuvarlak ama kaş göz birbirine girdi. (Tabi keçeli kalem, saman kağıdı dergi durumları falan, anlıyoruz. ) O kafayı bıraktı öyle, yanına yenisini çizdi. Biraz sıçtı yani güzelim imzalı 1. sayının içine ama bana bir ışık yaktı resmen: Hata yaptı oğlum herif! Hani hep deriz ya? “Çat çat çiziyolar oğlum, süper herifler!” diye. Adam basbaya hata yaptı işte. İmzayı da kapaktaki karakterin gözüne attı falan böyle. Senin benim gibi insan yani bunlar. (Zaten biliyorduk da…) Dergi hayallerime yeni bir boyut geldi. Umut doğdu resmen içime. =) Umut Sarıkaya! =D

  • Yalnız bu her pencerede 2’şer 3’er gördüğüm Türk Bayrakları beni nasıl büyük bir umut ve gururla dolduruyor, nasıl motive ediyor anlatamam. Batıya doğru dönüp “TOPUNUZ GELİN ÜLEEYNNN!” diye bağırasım geliyor. Üstelik de Cumhuriyet Bayramı’nı geçeli 2 gün oldu. İyi Bayramlar herkese…
  • Son olarak, hani böyle bir yazı aslında kendi içinde özgün oluyor ama yazın şekli olarak bir başkasının kullandığı yazı tipini andırıyor ya? Hani böyle okuduğumuz abilerimizinkiler gibi oluyor ya ama biz bunu zaten bilerek, kendimizi geliştirmek için yapıyoruz. İşte bu beni çok hüzünlendiriyor. =) Alpay ERDEM’e de buradan “sevgilerimle efendim.” =))

31.10.2007 / Çarşamba / 20:08 / ev / bilgisayar
/ Smashing Pumpkins – Tear

resim 1: fab
resim 2: fab’in imzalı 1 nolu Uykusuz dergisi’nden

2 comments:

Mert Özvatan said...

Benden alıntı mı aman allahım çok duygulandım senin gibi kalemi kuvvetli arkadaşların önünün açılması lazım...

Fatihcim çiziktir arada bişiler
Başarılar..

fab said...

Eyvallah kardeşim. Ne demek? Bizim için onurdur. =)

Teşekkürler...

Related Posts with Thumbnails